Eğitimcinin Eğitimi

İletişim; en az iki bireyin belirli bir konuda görüş açılarını, düşüncelerini ve yorumlarını karşılıklı ileterek, olayla ilgili ortak bir anlayışa varma çabasıdır.

İletişim içinde olmak, var olmaktır. İletişim aracılığıyla karşımızdaki kişi ya da kişilerle anlam alışverişi yapar ve buna göre davranırız. Bütün duygusal, sosyal ve biyolojik ihtiyaçlarımızı iletişim vasıtasıyla karşılarız.

MESAJ

Mesaj; iletişime konu olan bilgi veya duyguları taşıyan işaretlerdir. Bir mesajı ifade etmeden önce, neden aktarmak istediğimizi, nasıl aktaracağımızı, mesajı alacak kişinin psikolojik özelliklerini, mesaj için en uygun zaman ve mekânı iyi belirlemeliyiz.

ETKİLİ BİR İLETİŞİM SÜRECİNİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER

İletişim Araçları: Mesajın dili, biçimi veya yöntemi iletişim araçları olarak tanımlanabilir. Sözlü veya yazılı kelimeler, rakamlar, grafik veya tablo gibi şekilsel ifadeler,  müzik ve beden dili ifadeleri de iletişim sağlayan araçlardır. İletişimin amacına ulaşması, mesajı yollayan kişinin kendisini en iyi ifade edebileceği ve karşı tarafın kolayca anlayabileceği iletişim aracını seçmesiyle mümkün olabilir.

  • Kişisel farklılıkların bilincinde olmak, duruma, kişiye ve zamana uygun iletişim araçlarını kullanmak çok önemlidir.
  • “Ne söylersen söyle söylediklerin ancak karşındakinin anladığı kadardır.”
  • Mevlana
  • Mesajın anlaşılması: Mesajı alacak kişinin mesajı anlamlandırma süreci çok önemlidir. Mesajın anlamlandırılması, mesajı alan kişinin algısına, algısı da kişinin geçmişi başta olmak üzere pek çok etkene bağlıdır.
  • Geri bildirim: Hatalı ya da olumlu bir durum karşısında iletişimi sürdürmek için geri bildirim çok önemlidir. Mesajın iletilmesi sürecinde karşılıklı geri bildirim alma ve verme, doğru soruların sorulmasıyla mümkün olur. Soru sormak, iki kişi arasında anlaşılmayan veya yanlış anlaşılan konuların açıklığa kavuşmasını, algı farklılığından doğabilecek belirsizliğin en aza inmesini sağlar.

Daha Kaliteli Bir İletişim İçin

  • Sıcak ve cana yakın tavırlar sergileyerek, konuştuğunuz kişiye kesintisiz ilgi göstererek, söyleyeceklerinizi doğrudan söyleyerek ve karşınızdakini dinleyerek diğerlerinin, kendi düşüncelerinize ilgi göstermelerini sağlayın.
  • Direnç veya umursamaz bir tavırla karşılaştığınızda, kendi zihninizdekini dile getirin. Kişinin karşı çıkma sebeplerini somut olarak dile getirmesini isteyin.
  • Geri bildirim içeren, samimi ve içten yapılan tartışmalara açık olun. Sürekli “sizinle aynı fikirde olduğunu dile getiren” bir çalışan, yanlış anlaşılmaktan veya itirazını dile getirmekten korkuyor olabilir.
  • Ses tonunuzun farkında olun. İletişimleri zorlaştıran kullanılan kelimeler değil, sesimizin tonu ve vurgusudur.

İlişki geliştirmenin en önemli araçlarından biri, dinlemeyle ilişkili olarak empati kurmaktır. Empati, dünyaya karşımızdakinin gözüyle bakabilmek ve bunu karşımızdakine iletmektir. Her insan olayları farklı görür, bir insanın herhangi bir olaydan nasıl etkilendiğini anlamak için olaya bir de onun bakış açısından bakmamız gerekir. Eğer kendi bakış açımızla sınırlı kalırsak iletişim kuramayız. Empatide önemli olan nokta, kendi anlamak istediğimizi değil, konuşan kişinin ne demek istediğini anlamaya çalışmaktır.

Kaliteli İletişimi Olumsuz Etkileyen Faktörler

  • Kalabalık, gürültülü, düzensiz, kirli, yeterli ısı ve ışık olanaklarına sahip olmayan mekânlar stres uyarıcıları olduklarından iletişimde kirli mesajları yoğunlaştırarak anlaşılmayı zorlaştırırlar.
  • Kelimelerin anlamına dikkat etmemek.
  • Vurgulara dikkat etmemek.
  • Zamanlamaya dikkat etmemek.
  • Kavram kalıplarının farklı olması.
  • Genellemeler ve soyut anlatım nedeniyle ifadelerin eksik kalması.

ÖĞRENME KURAMLARI

Çocuk, genç ve yetişkin, herkes, yaşam boyunca sürekli olarak bir şeyler öğrenir.

ÖĞRENME

Kişinin yaşantıları ve çevresi ile etkileşimi yoluyla kalıcı davranış kazanması ya da eski davranışlarını değiştirmesi sürecidir.

EĞİTİM

Bireyin davranışlarında kendi yaşantıları yoluyla, bilinçli olarak arzu edilen davranışlar meydana getirme sürecidir. Eğitim yoluyla bireyin bilgi ve becerileri ile amaçları, beklentileri, tutumları, değerleri toplumca uygun görülen yönde ve amaçlı olarak değiştirilir.

Eğitsel kurumların ve eğitimcilerin görevi bireyin arzu edilen davranışları kazanması için gerekli ortamı hazırlamaktır. Eğitimin başarılı olması için de bireyin nasıl öğrendiğinin bilinmesi ve yetişkinlerin öğrenmelerinde etkin olan değişkenlerin göz önüne alınması gerekir.

Birey yaşamı boyunca öğrenmeyi farklı biçimlerde sürdürür. Yaşam boyu öğrenme kavramı, bireyin farklı öğrenme yollarının tümünü içerir. Öğrenme; öğrenen, öğreten ve öğreticiler arasındaki etkileşimin sonucudur.

DAVRANIŞÇI KURAMLAR

Davranışçı görüşten yana olanlar için gözlenebilen ve ölçülebilen davranışlar önemli olmaktadır.

Davranışçı kuramlar öğrenmenin uyarıcı ile davranış arasında bir bağ kurularak geliştiğini ve pekiştirme yoluyla davranış değiştirmenin gerçekleştiğini kabul eder.

Davranışçılar insanların, karşılaştıkları problemlerin çözümünde genellikle geçmişte yaşadığı benzer durumları göz önüne aldıkları ileri sürerler. Yeni bir problemle karşılaştıklarında ise, bireyin deneme-yanılma yoluyla yeni çözümler üreteceği kabul edilir.

DAVRANIŞÇI KURAMLARIN ÖĞRETİM İLKELERİ

1. Yaşayarak öğrenme esastır. Öğrenen öğrenme sürecinde aktif olmalıdır. Çünkü öğrenen kendi yaptığı ile öğrenir.

2. Öğrenmede pekiştirme önemli bir yer tutar. Pekiştirme, davranışların tekrar edilme sıklığını arttıran uyarıcıların verilmesi işlemidir.

3. Becerilerin kazanılmasında ve öğrenilenlerin kalıcılığının sağlanmasında tekrar önemlidir. İnsan, konuşma, yabancı dil, müzik aleti çalma vb. becerileri tekrar yapmadan öğrenemez.

4. Öğrenmede güdülenmenin önemli bir yeri vardır. Katılımcının bir davranışı öğrenebilmesi için o davranışı yapmaya istekli olması lazımdır. Bu nedenle, olumlu pekiştirme güdüleyici bir etkiye sahiptir.

YETİŞKİN ÖĞRENMESİ

Yetişkinlerin farklı öğrenme özelliklerinin olduğu ile ilgili yaklaşımlar 1940’lı yılların sonuna rastlamaktadır. Yetişkin öğrenmesi ile ilgili çalışmaların kuramsal temelini ise, 1973 yılında yayınladığı “Yetişkin Öğrenci ” kitabıyla Malcolm Knowles ayrıntılı bir yetişkin öğrenmesi kuramı ile ortaya koymuştur. Knowles, yetişkinlerin öğrenmek için belli durumlara ihtiyaç duyduklarına dikkat çekerek, bunu “andragoji” olarak ifade etmişlerdir. Yetişkin insan anlamına gelen “andra” ve yol gösterme anlamına gelen “agosos” sözcüklerini birleştirerek, yetişkin eğitimi yöntemini inceleyen bir disiplin oluşturmuştur.

ANDRAGOJİ KAVRAMI

Knowles Andragojik öğrenme modelinde başlıca 5 önemli nokta bulunduğunu belirtmektedir:

1. Yetişkin katılımcının, konuyu öğrenmenin neden önemli olduğunu anlaması sağlanmalıdır.

2. Katılımcıya, yeni bilginin yardımıyla kendisini nasıl daha etkin yöneteceği gösterilmelidir.

3. Konuları katılımcıların tecrübeleriyle ilişkilendirmeli, olgun kişinin tecrübe birikiminin, öğrenmede önemli bir kaynak oluşturduğu göz önüne alınmalıdır.

4. Öğrenmeye hazır olmadan ve istek duymadan, insanların öğrenemediğinin bilincinde olmalıdır.

5. Öğrenme ile ilgili yerleşik davranışlarını, inançlarını ve endişelerini yenmelerinde katılımcılara yardımcı olmalıdır. Örneğin yetişkinler öğrenilen bilgiyi uygulamakta aceleci davranma eğilimi gösterirler ve öğrenmeye problem-merkezli yaklaşırlar.

Carl Weinberg özellikle yetişkinlere uyan beş öğrenme ilkesi üzerinde durmaktadır:

Kişi özgür ortamda öğrenir (özgür öğrenme ortamı bireyi kendini açıklama ve geleceğini belirleme kararlarını oluşturma yönünden yüreklendirmektedir).

Kişi yaşantılarıyla ilgi kurduğu olayları ve bilgileri öğrenir (yaparak öğrenme deneyimi birey tarafından ne yapmak istediğine bağlı olarak seçilmelidir).

Kişi işbirliği içinde öğrenir (öğrenme deneyiminin geciktirilmesi için değil desteklenmesi için başkalarına güvenmelidir).

Kişi kendisi için anlamlı olan bilgileri, davranışları, becerileri öğrenir.

Kişi kendi kişilik özelliklerine bağlı olarak öğrenir.

NÖROFİZYOLOJİK TEMELLİ ÖĞRETİM İLKELERİ

Bilişsel öğrenme kuramınca kabul edilen zihinsel deneyimlere nörofizyolojik açıdan destek sağlayan, bu öğrenme kuramının öğretim ilkeleri aşağıdaki gibi sıralanmaktadır.

Öğrenme fizyolojik bir olaydır. Öğrenme nefes alıp-verme kadar doğal bir işlev olup onu engellemek veya kolaylaştırmak olanak dâhilindedir.

Anlam yükleme, sınıflandırma yoluyla olur. Etkili bir öğrenme için anlamlı, birbiriyle ilişkili bir sınıflama oluşturulmalıdır.

Duygular sınıflandırmada önemli bir yer tutar. Bireyin öğrenmesi beklenti, eğilim, ön yargı, öz saygı ve sosyal etkileşme ihtiyacı gibi duygulardan etkilenir.

Öğrenme kasıtlı ve kasıtsız süreçlerden oluşur. Bir öğrenme ortamında bilinçli olarak farkına vardığımız şeylerden çok daha fazlasını öğreniriz. Etkili öğrenme ortamındaki tüm uyarıcılar öğrenme amacına hizmet edecek şekilde düzenlenmelidir.

Olgular ve beceriler uzaysal hafızada depolandığında daha iyi öğrenilir. Öğretim demonstrasyon, film, resim, mecaz, drama ve kişilerin aktif katılımını sağlayan grup içi çok yönlü etkileşim etkinlikleri içermelidir.

Hiçbir beyin diğerine benzemez. Öğretim kişilerin görsel-işitsel ve duygusal tercihlerini ifade etmelerine olanak tanıyacak şekilde düzenlenmelidir.

YETİŞKİN EĞİTİMİNİN TEMEL KURAMLARI

Yetişkinlerde Bilinçlendirmeyi Temel Alan Kuramlar (Mezirowve Freire)

Yetişkinlere verilecek bilginin ve eğitimin yetişkinlerde bakışların değişmesini ve bilinçlendirmeyi gerçekleştirecek biçimde olmasının önemi

Yetişkinlerin Yaşam Durumlarını Temel Alan Kuramlar (Cluskyve Knox)

Yetişkinlere verilecek eğitimin yetişkinin yaşam durumunu, düzeyini ve yaşadığı ortamdaki sosyal rolünü geliştirmeye yönelik olmasının önemi

Yetişkinlerin Özelliklerini Temel Alan Kuramlar (Thorndike, Crossve Knowles)

Yetişkinlerin temel özellikleri ele alınmakta ve “yetişkine bu özelliklere dayalı olarak eğitim verilmelidir” görüşü

YETİŞKİNLERİN ÖĞRENME ÖZELLİKLERİ

  • Öğrenme için sosyal olduğu kadar, fiziki açıdan da uygun ortamlar olmalıdır.
  • Öğrenme yetişkinin ilgi, yetenek ve gereksinimlerine dayalı olmalıdır.
  • Geçmiş deneyimlerini kullanmalıdır
  •  Öğrenme için yeterli zamanı olmalıdır.
  •  Öğrenme hızı yaşam durumunu geliştirmeye izin verecek şekilde düzenlenmeli ve öğretim durumları da sosyal yeteneklerini geliştirici şekilde olmalıdır.
  • Verilecek bilgi onları bilinçlendirici olmalıdır. Yetişkin öğrenme sürecinde etkin olmalıdır, yaparak-yaşayarak öğrenmelidir.
  • Özellikle becerilerin kazanılmasında ve kalıcı olmasında tekrar önemlidir.
  • Öğrenmede doğru davranışlar pekiştirilmelidir.
  •  Öğrenilecek konu ya da çözülecek sorun, sorunun temel öğelerini ve bunlar arasındaki ilişkileri görüp inceleyebilmesi için en ince ayrıntısına kadar yapısallaştırılmalıdır.
  • Öğretilecek bilgiler, yetişkinin özelliğine göre, basitten karmaşığa gidecek şekilde sıralanmalıdır.
  • Kavrayarak öğrenme, öğrenme sonunda geribildirimler verilerek gerçekleştirilir.
  • Yetişkinin güdülenmesi ve başarılı olması için öğrenme sürecine ilişkin belirli amaçları olmalıdır.
  • Öğrenmede yetişkinin değerleri göz önüne alınmalı, kaygı düzeyi göz önünde bulundurularak cesaretlendirme ve yönlendirmeye yer verilmelidir.

YETİŞKİNLERDE ÖĞRENME YETENEĞİ

Thorndike‘e göre; yetişkinlerin öğrenme yeteneği her zaman vardır. Öğrenme hızının 20-25 yaşlarında en yüksek düzeyde olduğu; sonra 42-45 yaşlarına değin yılda %1 oranında bir azalma gösterdiği; 45’inden sonra önemli oranda düştüğünü belirtmektedir. Öğrenme hızındaki bu düşüş, yetişkinin öğrenmesini engellememektedir. Öğrenme süresi dikkate alındığında, genç yetişkinlerin başarı derecesi daha yüksektir. Ancak, zaman sınırlandırılması getirilmediğinden, öğrenme gücünde 20 ile 60 yaşlan arasında önemli bir farkın olmadığı anlaşılmaktadır. Diğer bir anlatımla, 60 yaşındaki bir yetişkin, 20 yaşında iken öğrenebileceği türden bilgi, beceri ve değerleri öğrenme gücüne sahiptir.

Araştırma sonuçlarına göre; başlangıçta erişilmiş olan eğitim düzeyi ne kadar yüksek ise daha sonra çeşitli yaşlarda gösterilen basan dereceleri arasındaki ilişkinin o ölçüde büyük olduğudur. Eğitim düzeyi düşük olup, sıradan işlerde çalışanlarda zihinsel gerileme söz konusu olmaktadır

Genel sağlık ve enerji, öğrenmeye ilgi duyma ve fırsatlar öğrenmeyi zekâdan daha çok etkilemektedir. Yetişkinlerde az ya da sınırlı öğrenme hoş olmayan ilgi ya da düşünceler sonucu olmaktadır.

Knox, öğrenme- belleme ve sorun çözmenin birbiriyle ilişkili olduğunu belirtmektedir. Kısa dönem bellek yeteneğindeki azalmanın, karmaşık gereçleri düzenlemede çekilen güçlüklerin, daha önceki ortamlarda yaşanan olumsuzlukların, öğrenme ortamındaki ilgisiz katılımcıları dışlayabilme güçlüğünün ve uyarıcıları ayırt etme yeteneğindeki azalmaların yaşlılıkta sorun çözme yeteneğini olumsuz yönde etkilediğini vurgulamaktadır.

Botwinick’e göre de hız (sorunu inceleme ya da uyarana karşılık verme zamanı), anlamlılık (öğrenme ortamındaki gereçlerin anlamlı ya da bildik olup olmaması), güdülenme(güdülenme derecesinin öğrenmeye etkisi) gibi etkenler kişinin öğrenmesini engelleyebilir ya da kolaylaştırabilir; ancak, bunlar bireyin doğasında var olan öğrenme yeteneğiyle ilgili değildir.

Yetişkinlerde başarılı öğrenme bireyin doğal yeteneği ile yaşantı birikiminin birlikte kullanımına bağlıdır. Yetenekli yetişkinlerin öğrenmeleri yaşam boyu devam eder.

YETİŞKİNLER NASIL ÖĞRENİR?

Deneyimden öğrenme – Kolb öğrenme döngüsü

Yetişkinler olarak bizler deneyimden öğrenme eğilimindeyiz. Yeni şeyleri nasıl algıladığımız ve öğrendiğimizi etkileyen faktörler; önceki deneyim, eğitim, geçmiş ve kültürdür. Öğrendiğimiz şey üzerinde biraz kontrole sahip olmayı ve bunu gerçek duruma uyarlayabilmeyi isteriz.

David Kolb’un ünlü deneyimsel öğrenme modeli (1975) aşağıda gösterilmiştir.

Yukarıda belirtilen öğrenme döngüsü dört ayrı ve ardışık adım içermektedir:

1. Somut deneyim: Tüm öğrenme bir olay, vaka veya oluşun yaşanması ile başlar. Bu, çoğu yaşam deneyimi gibi doğal olarak meydana geliyor olabilir veya örneğin eğiticinin bir kursta canlandırma (rol play) düzenlemesi gibi yapay olarak getirilmiş olabilir.

2. Gözlem ve düşünme: İnsanlar kazandıkları deneyim hakkında düşünme fırsatı bulduklarında bilinç yükselmesi ve kişisel öğrenme meydana gelmeye başlar. Yöneticinin düşünme için faydalı yapılar sağlaması halinde buna katkıda bulunulur.

3. Soyut kavramsallaştırma: Düşünme önceki deneyimleri düzenleme ve kavramaya yol açar buradan da kişi sonuçlar ve genellemelere ulaşır. Bunlar, deneyimin sıraya konulmasına katkıda bulunur ve öğrenmeyi sağlayacak bir çerçeve sağlar.

4. Aktif deney: Bu çerçeveyi kullanarak, öğrenilmiş olanları teyit etmek veya daha fazla kanıt yaratmak için sonuçları test eden yeni deneyimler planlanabilir. Böyle bir test, gerçek yaşamda yeni deneyimler.

Öğrenme yeteneği konusunda ikinci derecede etkili olan değişkenlerin ise öğrenme hızı, konuyu göz önünde canlandırabilme, akıcı zekâ ve billurlaşmış zekâ olduğu görülmektedir.

BİREYSEL FARKLILIKLARIN ÖĞRENMEYE ETKİSİ

Her birey birbirinden farklı özellikler gösterir. Bu yüzden bireylerin öğrenmeye yönelik özellikleri de değişiklik gösterebilir.

İnsanların öğrenmesi onların çevreleriyle etkileşimi sonucunda oluşmaktadır. Bireylerin dış dünya ile gerçekleştirdikleri etkileşim kendi bedensel, zihinsel, sosyal, duygusal özelliklerine ve yaşantılarının geçtiği ortamlara bağlı olarak değişmektedir. Bu değişimin sonucu olarak bireylerin öğrenmeleri de farklılık göstermektedir.

Öğrenme stili, yaşamın her anında ve her boyutunda davranışları etkiler. Kişinin yaşına, cinsiyetine, kültürüne, akademik başarı seviyesine, analitik bilgi edinme sürecindeki tercihlerine göre de değişebilir.

Öğrenme stili bireylerin tanınmasına, aralarındaki farklılıkların görülmesine, anlaşılmasına ve öğrenme ortamında yanıtlar alınmasına imkân verir.

Öğrenme Stilleri Kişileri 3 Gruba Ayırır

Görsel

  • Gördüklerini hatırlarlar.
  • Tertipli ve düzenlidirler.
  • Planlı ve programlıdırlar.
  • Liste yapmayı severler.
  • Gördüklerini ve okuduklarını hatırlarlar.
  • Karmaşık ve karışık ortamlarda huzursuz olurlar.

İşitsel

  • İşittiklerini hatırlarlar.
  • Yazmaktan çok konuşmayı severler.
  • Gürültüden rahatsız olurlar.
  • İsimleri hatırlarlar.
  • Resimlerden ve resimli anlatımlardan hoşlanmazlar.
  • Uzun anlatımlarda bile anlatılanların içinde kaybolmazlar.

Dokunsal

  • Dokunsallar, öğrenmek için ellerini kullanırlar.
  • Uygulamalı olarak daha iyi öğrenirler.
  • Konuşulanları ve görülenleri hatırlamakta zorlanırlar.
  • Okumaktan hoşlanmazlar.

Görseller görerek, dokunsallar yaparak, işitseller işiterek ve konuşarak öğrenirler. Bu özelliklerin bazıları eğitmenin tutumuyla değişiklik gösterebilir.

İLETİŞİM BECERİLERİNİN EĞİTİMDEKİ YERİ

Konuşma sırasında karşımızdaki kişi ya da kişilerin ne anlattığımıza değil, nasıl anlattığımıza daha çok önem verdikleri, eğitimin önemli bir bölümünün iletişim becerilerimiz ile ilgili olduğunu göstermektedir.

İletişim Sırasında Mesajımız

Ne Anlattığımız

Konuşmanın içeriği % 7

Konuşmanın içeriği ile ilgili dikkat edilecek noktalar

Eğitim konusu ile ilgili bilgimizi güncellemeliyiz.

Bilgiyi güncellemenin bazı yolları:

  • §  Anlatacağınız konuyu iyice öğrenin.
  • §  Kitap okuyun, araştırın.
  • §  Bilgili kişilerden yararlanın.
  • Nasıl anlattığımız

Ses tonumuz % 38

Ses tonunda dikkat edilecek noktalar

Konuşmalarınız sırasında sesinizin hızı ve tonunun dinleyenler açısından rahat duyabilecekleri tonda ve kolay takip edecekleri hızda olmasına dikkat edilmelidir.

Konuşma hızının ayarlanması sadece tanınan süre içinde konuşmanın tamamlanması anlamına gelmez. Esas olan dinleyiciye iletilen mesajların algılanma hızının da ayarlanmasıdır. Çok hızlı ya da çok yavaş konuşmak anlaşılmaz veya sıkıcı olur. Yapılacak konuşmanın hızı ne anlamayı zorlaştıracak kadar hızlı ne de dikkat dağıtacak kadar yavaş olmalıdır. Konuşma uzmanları olağan konuşma hızının dakikada 125–175 sözcük olması gerektiğini belirtmektedirler. İngilizcede dakikada 125, Fransızcada dakikada 135 kelime konuşulabilmektedir. Beyinde düşüncenin oluşum hızı daha fazla olup dakikada 500 kelimeyi bulur. Beyin ve dil arasındaki bu uyumsuzluk bazen sorun yaratır. Özellikle zeka düzeyi fazla olan kişiler bir yandan konuşurken diğer yandan beyinlerinde oluşan fikirler bir kaç konu öne geçer. Eğer eğitmen kafasında oluşan düşüncelerin tamamını nakletme telaşına düşerse dinleyicinin kafası karışacaktır.

Konuşma Hızı İçin Bilinmesi Gerekenler

  • Hızlı okuma öğrenilebilir, hızlı dinleme öğrenilemez. Konuşma hızınızı iyi ayarlayın.
  • Beyin-ağız etkileşimi yaratmayın.
  • Konu içindeki ara başlıklarda kısa duraklamalar verin.
  • Anlattıklarınızın zihinsel olarak hazmedilmesi için gereken süreyi tanıyın.

Ses      :           Fısıltı       Sunuş          Bağırma

1———5-6———-10

Hız                   : Herkesin izleyebileceği hızda

Ton                  : Çeşitli tonlarda

Duraklama      : Önemli cümlelerin ardında duraklama dikkat çeker, sunuşa anlam katar.

  • §  Dikkat çekmek istediğimiz konularda, dinleyenlere gizli bilgi veriyormuşçasına sesinizi alçaltın.
  • §  Sesinizi alçalttığınız durumlarda beden dilinizle destekleme yapın; dinleyiciye yaklaşın, onlara doğru eğilin bakışlarınızı gözlerde gezdirin.
  • §  Vurgulama amacıyla zaman zaman yüksek tonda söyleyin, yüksek tonda söylerken rahatsız olmamaları için herkesin sizi görebileceği mesafeye çekilin, dik durun el kol hareketleri ile konuşmanızı destekleyin.
  • §  Önemli konuları tane tane dile getirin.
  • §  Önemli bir kelime veya bilgiden önce ya da sonra duraklayın.

Ses Tonu Açısından Diksiyon ve Fonetik Çalışması Yapma

  • §  Eğitim öncesi sesli prova yapın.
  • §  Eğitimi notlardan okumadan yapabilecek kadar iyi öğrenin.
  • §  Tanıdıklarınıza eğitim öncesi prova yaparak heyecanınızı azaltın.
  • §  Ağız, dudak tembelliğini gidermek için “Uuuu” ve “İiii” çalışmasını eğitimden önce birkaç dakika yapın.
  • §  Tekerlemeleri kullanın.
  • §  Sesin tonu için “Aaaa” sesini sesli bir şekilde alçaktan yükseğe çıkarıp, yüksekten alçağa indirin.
  • §  Dil tembelliğini gidermek için köşeli kurşun kalemle sesli olarak metinler okuyun.
  • §  Haber spikerlerini dikkatli dinleyerek İstanbul ağzını yakalamaya çalışın.
  • §  Lehçe kullanmamaya özen gösterin.

Beden Dili

Beden dilimiz %55

Duruş

Dik, rahat, doğal, ayak aralığı iki omuz genişliğinde, baş dik pozisyonda, herkesi görebilecek mesafede bir duruş sergileyin.

Vücut

  • §  Ne aşırı hareketli ki izleyenleri yormamalı ne de sabit ki izleyenleri uyutmamalı ve katılımcılara dönük olmalı.
  • §  Uzun süreli sırtımız onlara dönmemeli, amaçladıklarınıza uygun davranmalı, denge durumuna dönme unutulmamalıdır.
  • §  Katılımcıların masalarına oturmak, ayak ayaküstüne atarak anlatmak, uzun süreli oturarak anlatmak olumsuz mesaj olarak algılanabilir.
  • §  Ayakta, dinamik bir eğitim katılımcıların da dikkatlerine ve izlemelerine yardımcı olur.
  • §  Sorular sırasında sadece sorana dönük konuşulması rahatsızlık oluşturabilir.

Yanlış alışkanlıklara dikkat edilmeli:

  • Sürekli gezinir halde olma.
  • Bir yerde sabit durma veya sürekli sağa sola yürüme.
  • Elbisesi ile oynama.
  • Ayak oynatma veya durduğu yerde sallanma.
  • Sürekli saatini kontrol etme, notlara sürekli eğilme.

Eller

  • Eller bağlanmamalı, cebe sokulmamalı, elde bir şeylerle oynanmamalı.
  • Eller; yanlarda, rahat, açık olup, anlamlı hareketler ile anlattığımız konuyu destekleyici olmalı.  (örnek: kocaman derken yay şeklinde yanlara açılarak)
  •  Ağza, kulaklara, buruna gitmemesine dikkat etmeli, katılımcılara dokunuşta mesafeli davranılmalı, onlardan gelenlere karşı itici davranış sergilenmemeli

Yüz

Gülümseme dinleyicilerle iyi iletişim en gerekli araçlarındandır. Vurgulamalarda gözleri büyütmek ya da kısmak,  konuşmaları ağız dudaklardaki kısma veya genişlemelerle desteklemek, baş işaretini doğru yerde kullanmak.

(Örnek: Dinleyicileri konuşmaları sırsında desteklerken monotonluk yerine gözlerle takip, baş işareti ile onay katılımcıları yüreklendirir.)

Gözler

  • Katılımcılarla göz göze gelin (3–5 saniye).
  • Uzun süre aynı kişiye bakarak konuşmayın.
  • Yere, tavana, kâğıda, slâytlara değil, katılımcılara bakarak konuşun.

Dil ve Anlamsız Sözcükler

Argo, aşırı yabancı kelime, “eee” , “ııı”, “şey”, “falan” gibi anlamsız sözcükler kullanılmayın. Sade bir dille konuşulmaya özen gösterin.

Mizah

  • Mizah, vücudu rahatlatan ENDORFiN salgısını artırır.
  • Vücudun strese tepkisi olan KORTİZONU azaltır, sakinleştirir.
  • Yapacağınız esprilerin konuya uygun, zamanında, utandırmadan olmasına özen gösterin.
  • Mizah sırasında yöresel mizahlardan hoşlanmayanlar olabilir, katılımcıları tanımadan ve olurlarını almadan yapılan bu türlü mizahlar ciddi alınganlıklara sebep olabilir.
  • Anlatacağınız hikâye ya da fıkrayı çok iyi bilin. Eğer hikâye ya da fıkrayı daha önce hiç anlatmadıysanız kullanmayın. Çünkü daha önce kullandıysanız hikâye ya da fıkraya dinleyicilerin göstereceği tepkiyi saptayabilirsiniz.
  •  Sırf dinleyicileri güldüreceğim diye açık-saçık fıkralar kullanmayın. Çünkü dinleyiciler böylesi fıkralara gülseler bile, kişisel olarak bu fıkrayı anlatan konuşmacıya karşı saygınlıklarını kaybedebilirler.
  • Anlatacağınız hikâye içinde geçen kişileri canlandırın. Örneğin “Adamın biri …” yerine  “Ben …, Bizim matematik öğretmeni Ali bey…” gibi ifadeler kullanın.
  • Anlatacağınız fıkra ya da hikâyeye dinleyiciler gülmeden önce gülmeyin. Eğer hikâyenin özünü dinleyicilerinize aktaramazsanız, ortada tek başınıza kalakalırsınız. Eğer yaptığınız espri başarısızlığa uğrarsa, duraksamadan konuşmanıza devam edin.
  • Anlatacağınız hikâyenin ya da fıkranın beklenmeyen bir sonla bitmemesine özen gösterin.

Herkesin bir “biti” var.

Üniversite yılları boyunca derslerini çalışmadan ve arkadaşlarından yardım alarak sınavlarını vermeyi başarmış biyoloji dördüncü sınıf öğrencisinin mezun olması için hocasının kendisine tanıdığı tek soruluk son sınavı vermesi gerekiyor. Bu sınavda, diğer sınavlarda olduğu gibi arkadaşlarından yardım alması da mümkün değil ve bu sınavı veremediği takdirde okuldan mezun olamayacak.

Bu sınavda sadece son dönemin konularından değil tüm yıl boyunca okutulan bütün konulardan sorumlu olacağından sınava iyi hazırlanmak zorunda kalacaktır. Konuların fazlalığı ve zamanın azlığı nedeniyle hiç çalışmamaktansa bir konuyu seçeyim ve iyice hazırlanayım diye düşünüyor ve BİT konusunu seçerek sınava iyice çalışıyor, bitler ile ilgili her türlü detayı öğreniyor.

Fakat sınavda soru “AT’lar” dan geliyor. Öğrenci önce bir şok geçiriyor, sonra kendisini toparlayarak   “ yaparım” diyor ve başlıyor cevaplamaya. “Atlar” dört ayaklıdır, evcil olanı, yabani olanı vardır. Savaşlarda kullanılır, yük taşımada kullanılır,  yarışlarda koşturulur. Dişisi, erkeği vardır. Yeleleri vardır, kılları vardır, kılların arasında  “BİT” vardır diyor ve başlıyor bitleri anlatmaya. Konusuna iyi çalıştığı içinde yarım sayfada giriş ve genel bilgilerden, sonra iyi bildiği konuyu sayfalarca anlatıyor.

Cevap kâğıdını alan hocası,  “Biliyor desem istediğim bilgi yok, bilmiyor desem yazdıkları çalıştığını gösteriyor”  diye düşünüyor, yanlış karar vermemek içinde öğrenciyi çağırıyor ve ondan “ İnekleri” anlatmasını istiyor. Öğrenci, İnekler faydalı hayvanlardır, etinden ve sütünden faydalanılır, derisi kullanılır, kılları vardır, kılların arasında “BİT” vardır diye ve başlıyor bitleri anlatmaya.

Hocası şaşkın ama öğrenci hakkında karar vermek istiyor. Sonunda kılı, tüyü olmayan bir hayvan sorayım diyor ve balıklardan bir soru soruyor. Öğrenci biraz düşündükten sonra başlıyor balıkları anlatmaya, balıklar suda yaşarlar, beyaz etlidirler, etleri çok faydalıdır, solungaçlarıyla solunum yaparlar, pulları vardır, kılları yoktur, kılları olsaydı “BİT”leri olurdu,  diye devam ediyor ve uzman olduğu BİT’leri anlatıyor.

Giyim Dış Görünüş

  •  Ortama uygun, abartılı olmayan giyim tercih edin.
  • Baylar: Eğitim verecekleri gün saç – sakal tıraşı ile eğitime hazır olduğunu katılımcılara hissettirin.
  • Bayanlar: Aşırı makyaj ve kokudan kaçınmalı sahnede rahat edilecek kıyafetler tercih edin. Dar giysiler tercih etmeyin.
  • Temiz ütülü giysi, boyalı ve aksesuarlarımızla uyumlu ayakkabı seçimine özen gösterin.

KATILIMCI PROFİLİ ve KATILIMCI BEKLENTİLERİ ANALİZİ

Eğitime katılacak grup hakkında bilgi alın

  • Kaç kişi?
  • Görevleri ne?
  • Eğitim düzeyleri…?
  • İhtiyaçları?
  • Eğitimden beklenti…?
  • Eğitim konusu hakkındaki tutumları…

Eğtim Yönetimi

Eğitim Planlama Aşamaları

Eğitim İçeriği Tasarlama

Taslak Oluşturma Aşaması

Gerekli Bilgi ve veri toplama: Gerekli bilgi ve verileri toplamaya başlamadan önce göz önüne almanız gereken 3 soru var;

  • Dinleyicilerin eğitimden ne alması / kazanması gerekir?
  • Katılımcılar eğitim konusu hakkında zaten neyi biliyor olmalılar?
  • Eğitimin hedefi nedir?

Verileri Taslağa Dönüştürme

Taslağı oluşturmak için 3 basamak:

  •  Taslağın tarzını belirleyin.
  •  Ham olan verileri gruplandırın.
  • Taslak formatına göre düzenleyin.

Taslak Tarzı

  • §  Kronolojik: Olayları oluşum sırasına göre gösterir
  • §  Öyküsel: Dinleyicileri eğitim boyunca bir yolculuğa çıkarır
  • §  Problem/Çözüm : Sorunları, nedenleri, çözümlerinizi ve bir özeti sunar
  • §  Sebep/Sonuç: Sebep ve sonuç/sonuçlarını açıklar
  • §  Konusal: Genel konuyu birçok alt konuya böler

Taslak Formatı

 

GİRİŞ GELİŞME SONUÇ
§  Anlatılacak konuların neler olduğunu ve eğitimin hedeflerini içerir.

§  Durumun genel bir gözden geçirimini veya kurumun mevcut durumunu veya geçmişin özetini içerir.

§  Dikkati toplayabilmek için strateji kullanabilir: Bir teklif, bir soru, mizah, yaratıcı bir resim, bir hikâye veya duyguların paylaşımı

§  Kronolojik

§  Öyküsel

§  Problem/Çözüm

§  Sebep/Sonuç

§  Konusal

 

§  Eğitimin ana konusunu özetler

§  Etki bırakır ve eğitimi kapatmayı sağlar.

§  Öneriler, geleceğe dair yönlendirmeler, sonraki adımlar için alacak aksiyonları içerebilir.

 

İÇERİK OLUŞTURMA STANDARTLARI

HEDEF GRUP bünyesinde oluşturulan eğitim içeriklerinin hazırlanması esnasında belli standartlar kullanılmaktadır.

  •   İçerikler hazırlanırken kurumsal içerik yazı tipi olarak TAHOMA kullanılır.
  •   Genel metin içeriklerinde Tahoma yazı tipi, büyüklük olarak 11 punto kullanılır.
  •  Ana başlıklarda (Başlık 1) TAHOMA yazı tipi, büyüklük olarak 14 Punto ve KALIN (Bold) kullanılır.

§  Daha Alt başlıklarda: (Başlık 2); TAHOMA yazı tipi, 12 punto, KALIN (BOLD),

İçerikte Özlü sözler: TAHOMA yazı tipi, 11 punto ve söz sahibi ise TAHOMA yazı tipi, 11 punto, İtalik, Kalın (BOLD) olmalı ve söz mutlaka tırnak içine alınmalıdır.

“İnsanların inanmaya ve değerlere ihtiyacı vardır. İnsanları güçlü

değerlere yöneltmek, güçlü bir yapıya sadakati doğurur.”

J. Welch

§  İçeriğe görsel eklerken:

–      Eklemek istediğiniz görseli Ekle (Insert) menüsünden Resim Ekle (Picture)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Social media & sharing icons powered by UltimatelySocial
error

Enjoy this blog? Please spread the word :)